Köşe Yazarı : SEMİNERLERİMİZ
SEMİNERLERİMİZ
Yazara Ait Tüm Yazılar
RESULULLAH’IN LİDERLİK VASFI

Sohbet Odamızda alpurungu rumuzu tarafından verilmiş seminer. Direk sohbet odasından buraya aktarılmıştır.

Bismillahirrahmanirrahim

Değerli dava arkadaşlarım
Allah yeryüzünde bir halife yaratmayı murad ettim buyurduğunda
melekler kendilerince sadece kan dökücü bir varlığın var edileceği zannındaydılar
Allah; sizin bilmediklerinizi biliriz biz buyurmuş
iradesini yaratmaya yöneltmiş ve insanoğlunun hilkat süreci başlamıştır
şüphesiz ki yaratılmışların en şereflisi olan insanoğlu içinden de
alemlere rahmet olan Resulullah da bu ilahi muradın içerisinden doğmuştur
var olduğundan beri insanlığın yaşadığı Hak ile batıl mücadelesi tarihi içerisinde meydana gelmiş en hayırlı olay
İslam Dini’nin seçilmesi ve Resulullah Mahemmed aleyhisselamın Hz. Amine’den dünyaya gelmiş olmasıdır
bu gün Allahın izniyle Resulullah’ın liderlik vasfından bahsetmeye çalışacağız
bu arada İslam tarihinde ilk Türk sahabelerden de bahsetmek istiyoruz
Resulullah çocukluğunda olsun gençlik çağlarında olsun
kendini diğer insanlardan ayrı görerek onlara bir üstünlük taslayıcı davranmamıştır
ancak onların taşkın yahut yanlış davranışlarına da iştirak etmemiştir
hayatının tamamında olduğu gibi
yerinde şaka yapmış
yerinde sporla meşgul olmuş
gerektiğinde savaş sanatını öğrenmiş
gerektiği zaman da ekmeğini kazanacağı işlerle uğraşmıştır
ama bunları her zaman olgun davranışları ve istikrarlı tutumuyla da süslemeyi bilmiştir
25 yaşlarındayken Hatice adyallahu anha annemizle evlenmişler
evlenmeden önce de olduğu gibi
Hatice’nin mal varlığı ile ticaret yapmayı sürdürmüş
fakat asla kocalık sıfatına dayanarak Hatice’nin mal varlığına sahiplenmeye kalkışmamış
kadının hakkı erkeğin hakkı sınırlarını zorlayan davranışlardan kaçınmıştır
eskiden olduğu gibi
Hatice’nin ticaret işlerini yürütmüş fakat yaptığı ticaretin kar ve zararından
kendisini her zaman sorumlu görerek hesap vermeyi de ihmal etmemiştir
Allah’ın kendisine peygamberliği tebliğ edildiği zamana kadar
Şam denen Suriye ve Güney Anadolu bölgesine,
Batı Türkistan topraklarına, Merv şehrine
Basra bölgesi şehirlerine ve pazar yerlerine 27 ticari seferde bulunmuş
Çin’den, Hind’den, Bizans’tan, Mısır’dan, Hazar Devleti ve Göktürk ellerinden gelen
pek çok tüccarla veya değişik amaçlarla pazarlarda olan değişik kültürden insanlarla tanışmış
onlarla dostluklar kurmuş, ülkeleri milletleri ve kültürleri ile ilgili
çok çeşitli bilgiler edinebilmiş, bazılarına kendi malını satarken
bazen aynı pazar alanından mal almış yine aynı pazarlarda satmış yahut satmak üzere mal alarak
pazarlardan elde ettiği kazançla beraber Mekke’ye dönmüştür
bu ilişkilerin tamamından sonraları Peygamberliği döneminde devam edecek pek çok dostluklar yaşamaya devam etmiş
gönderdiği din eğiticileriyle öğreticileriyle meydana getirilen seriyye denilen
kafile yahut kişilerle bu dostlarına tebliğlerini de ulaştırabilmiştir
peygamberliğini ilk gizlediği açıklayamadığı günler bitip de açıktan söylemeye başladığı günler başladığında
Mekke müşrikleri de çevre yakın uzak müşrikleri de tepkilerini göstermekte gecikmemişlerdi
bu tepkiler başlangıçta kişisel saldırı ve hakaretlerle sınırlıyken
zamanla iman edenleri de kapsayacak hale gelmiş
yaklaşık üç yıl devam eden ağır bir kuşatma ile bir mahallede kalmaya mecbur kalındıktan
ve büyük ekonomik felaketler de yaşandıktan sonra hicret emri gelmişti
Medine’ye yapılan hicret aşamasından sonra Medine daha farklı bir ilişkiler
daha farklı bazı çalışmalar ortamı göstermiştir
yaklaşık 10 bin nüfuslu Medine şehri
Mekke şehrine göre daha fazla iç ayrılıklar göstermekteydi
en az üç ayrı Yahudi büyük topluluk, iki müşrik topluluk, Hıristiyan topluluk ve en az sayıda kalan
sayıları 600 kişi ile 1000 kişi arasında rivayet edilen Müslümanlar vardı
bütün bu ayrılıkların bir yönetim altında toplanması bir yıllık bir çalışma ile mümkün hale getirildi
en ilginci de en istikrarlı görülen müslümanlar dolayısıyla Resulullah
Medine şehrini yönetmeye uygun bulundular
bu yönetimin bir sistem içinde yapılabilmesi için de
47 asıl, 2 de geçici maddeden meydana gelen
tarihin ilk anayasası yazılmış
bu anayasanın özelliklerinin de iki önemli faktörü
bu güne örnek olacak şekilde bizzat Resulullah tarafından bu anayasada bulundurulmuştur
bunlardan biri laiklik ilkesidir bu laiklik ilkesine göre
devlet bir din devleti olmayıp seküler yani dünyevi şartlar ve toplum yapıları dikkate alınarak
yasal düzenlemeler ve uygulamalar gerçekleştirilecektir
bu anayasanın diğer yönü ise
devletin bir cumhuriyet olması yanında bir sosyal devlet olmasını da şart koşarak
Medine ve buraya tabi olan herkesi eşit vatandaşlık çerçevesinde görmesidir
belki bir önemli farklılık şuradadır
her dinin mensubu kendi dini hakimlerinin yargılamasına tabidir ama Müslüman gözlemciler
nezaretinde ve denetiminde karar alabileceklerdir
Medine devleti böylece kurulduktan sonra
Mekke müşrikleri ile Bedr, Uhud ve Hendek savaşları dönemi başlamış
Mekke müşriklerinin Müslüman ticaret ve diğer kafilelerine
Müslümanların da Mekke müşrikleri kervanlarına saldırıları meydana gelmiştir
bu savaşlar ve kervan baskını olaylarında Resulullah genel olarak sevk ve idareyi elinde bulundurmuştur
bunları da incelediğimizde
bazen aylarca düşünülen
aylarca planları hazırlamayla uğraşılan
gerek duyulduğunda bilgisi olanlardan belgiler alınarak
yapılan planlarda bu bilgilerden yararlanmak sağlanmış ve yapılmıştır
bu arada kendi ailesi ve akrabalık bağları da hayatının bir parçası olmaya devam etmiştir
gerektiğinde Hatice vefat edince bir yılı aşkın hüzünle yaşamış
gerektiğinde eşleriyle ev içi münakaşasını yaşamış hatta dargınlıklar olmuş
ama hiç birinde kusurlu durumda kalmamıştır
kendisinde en küçük kusur gördüğünde de derhal bunu gidermiş ve kusurunu bağışlatmayı sağlamıştır
bir kaç örnek verirsek şunları söyleyebiliriz
Hatice annemiz
çocuklarına
babanız çok güler yüzlü bu sıralar
demek ki sinirli
üstüne gitmeyin sakın derdi
Hatice annemiz bir şiir dehasıydı aynı zamanda
mükemmel şiirleri beyitleri vardır
eşi yani Resulullah bir yerden eve gelmekte geç kalsa toprak zeminli bacaya çıkar
o muhteşem beyitlerini okuyarak "nerede kaldın ey sevgili" diye ağıt yaktığı olurdu
daha sonraki eşlerinden Ayşe annemizle koşu yarışına çıkar
at yarıştırırlardı
bu örneklerimiz onun ne kadar mükemmel bir baba ve koca olabildiğine de güzel örneklerdir
ama eşlerinin de onunla ne kadar uyum içinde olduklarını da gösteren örneklerdir
yukarıda anlattığımız ve oldukça kısa özetini sunduğumuz Resulullah hayatından bu örneklerimizde
şu sonuçlar çok açık olarak anlaşılmaktadır
ticari faaliyetlerinde o günün Ortadoğu ve Merv şehrine kadar olan sahada Basra’da var olan asayişsizliklere rağmen
ticaretine devam etmekten geri durmamıştır
her millet ve dinden insanlarla dostluklar kurabilmiştir
peygamberliğini tebliğ etmeye başladığında
Allah emretmedikçe yerinden ayrılmamıştır
görevini yap gerekirse cihad da et emrini de alınca
tam bir devlet adamı gibi davranmış
tarihin ilk yazılı anayasasını yazacak kadar sosyal bilgiye ve hukuka vakıf olduğunu göstermiş
yapılan savaş ve kervan baskınları da dahil
Hayber örneğinde olduğu gibi
tim savaş ve kuşatma hareketlerinde
tüm harekat planlarında tam bir kurmay subay yeteneği ortaya koymuş
ama gerektiğinde ağlamayı da bilmiş, gönül almayı da bilmiştir
gözleri görmeyen Mektum isimli sahabeye bir gün bir nedenle yüzünü ekşitince
Abese suresi ile Allah tarafından azarlanmış
kızı Fatıma bir Ramazan ayı oruçlu gününde öğle üzeri yeğeni Ali ile evlendiğinde nasıl bir aile eğitimcisi olduğunu da
çok güzel ortaya koymuştur
kızının evlenmesinden ilginç bir olay anlatayım
o gün evlendiklerinde her Müslüman gibi onlar da oruçluydu
Ali’nin evine gittiklerinde iftarlık bir tabak yemekleri vardı
tam iftar vakti bir fakir kişi gelip yemek isteyince o bir tabağı da ona verdiler ve
birer hurma yiyerek iftar yaptılar
ertesi gün de iftar vakti bir tabak yemek hazırlayabildiler
o iftar vaktinde de yine bir fakir o yemeğin nasiplisi oldu
üçüncü günü Fatıma babası Resulullah’a gidip durumu anlattı ve açlığa dayanamıyorum artık dedi
Resulullah elinde bulunun bir miktar un ile bir miktar yağı alıp Ali’nin evine gittiler
iftara hurma ile bu un ve yağdan helva yaparak iftar yaptılar
ama hiç biri Medine içine çıkıp ne ben resulullahım yemek verin
ne ben Ali’yim ne de ben Resulullah kızıyım bana yemek verin demediler hallerini bildirmediler
bu bir Muahmmed alleyhusselatuvesselam terbiyesidir işte
onlar bu terbiye bu ahlak güzellikleri ve bu muhteşem kişilikleriyle örnek insanlardır
onların bu örnek insanlıklarından feyiz alanlara bakalım biraz da
ilk Müslüman olan kadınlardan biri azadlı köle Ammar ile evlenen ama köle olan Sümeyye’dir
Sümeyye ve Ammar’ın bir oğulları vardı o da Ammar bin Yasir idi
Ammar bin Yasir cennetle müjdelenen on kişiden biridir
bu Sümeyye annemiz vaktiyle Batı Türkistan’da Farslara esir olmuş bir Türk kızıydı ve Mekke müşriklerine satılmıştı
Sümeyye’nin gerçek adı Pamuk idi ve ilk olarak da bu Pamuk anne
bu Sümeyye annemiz şehid edildi İslam tarihinde
İslama ilk şehidi böylece bir Türk anası Allah tarafından nasip edilmiş oldu
Türk milleti bununla iftihar etmeyi bilmelidir
Türk sahabelere ilk olarak Sümeyye ile başlıyoruz
 Resulullaha’a ilk iman edenlerden biri de demirci ustası Süreyc idi
Süreyc esir yahut köle değildi
Mekke şehrinin ilk demirci dükkanını açmıştı Süreyc
vaktiyle bir ticari sefer sırasında Abdulmuttalip tarafından davet edilerek Mekke’ye gelmiş demirci dükkanı açmıştı
Süreycin asıl adı bilinmiyor ama Türkmen olduğu biliniyor
ve Süreycin yaptığı eğri kılıçlar vardı Bedr’in aslanlarının elinde
İslam tarihine silah yapan ilk ustayı da böylece Türkler vermiş oldular
Süreyc’in oğlu çok alim bir kişi oldu zamanla
Arap dünyasının cahiliye ve ilk İslam dönemindeki 30.000 kadar şiirini ve diğer nazım eserlerini toplayarak
o devrin Arap edebiyatının yok olmamasını sağlamıştı
onun da oğlu Arap musikisini notaya dökerek Türk musikisiyle zenginleşmesini sağlamış
Arap musikisinde 8/8 lik ölçüyü ilk defa kullanmış
24 lük perde sistemini öğretmişti
aynı günlerin tabiininden de bir kişi Ahmed Bin Hanbel
Türk sahabe ve tabiinden öğrendiği hadisleri kitaplaştırmış
geldiği Merv şehrine ve o vasıta ile Uygur ellerine İslam bilgisini ulaştırmıştı ve Türk dünyasının Türk olan Ebu Hanife gibşi
bir de hadis alimi bu mezheb imamı Hanbel armağan edilmiştir
tarihçilerin özellikle nedense bizim din tarihçileri ve çeşitli sahalarında hizmetleri olanların
Türk Milleti’nin bu değerli insanlarını Müslümanlara
bunlar Türk’tür
bunlar Türk’tür
bunlar Allah yolunda hizmetin ilk örnek Türkleridir dememelerini de anlamak mümkün değildir
Farsını Arabını yere göğe sığdıramayanların
Pamuk annemiz Sümeyye’yi dahi görmeyen kör gözlerini
Ülkücü Hareketin insanları işte o lider insan o alemler rahmet Muhammed ahlakından ahlaklanarak
öğretmeye herkesten iki defa daha mecburdur
vesselam

2008-02-02 Bu yazı  6936  kere okundu
YORUMLAR
Mehmet... 2010-06-10
Müslüman türk
türk milleti Allah (c.c.) 'ın insalığa vermiş olduğu en kıymetli millettir. Hıfz(koruma) nın 10 da 9 u türklere kalan 1 ise diğer milletlere verilmiştir.

Ne mutlu ki bana ailem annem ve babam ın soyları oğuzların kayı boyundan geliyor ve sülalemde kayı boyu hariç hiç bir köken toplum ve ırkla evlenme söz konusu değil...

Allah türklük onurunu sayılı kimselere yaşatır ve bu onuru yaşayıpta kıymetini bilmeyenler en aciz insanlardır...

Ellerine emeğine saglık.
Son Yazıları:

KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 3
KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 2
KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 1
17 AĞUSTOS DEPREMİ
3 MAYIS 1944 OLAYLARI VE SONUÇLARI
1 MAYIS
ÜLKÜCÜLERE TUZAK SORULAR
SABATAYİZM VE MASONLUK
TURAN 2
RESULULLAH’IN LİDERLİK VASFI

Başbuğ Alparslan Türkeş




Üye Ekranı
Üye adi :  
Şifre :
 

Kayıt ol

Şifremi Unuttum

Toplam : 34552
Son Üye: Omer33tarsus

Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google