Gümüşhane ilinin Kelkit ilçesinin sal ördek köyünde 1959 yılında dünyaya
geldim altı aylıkken zaten ekin işleri için köyde olan ailemle TRABZON
gitmişiz çocukluğum burada geçti ilk okul 2 sınıfta okul korosuna seçti beni
öğretmenim yine aynı yıllarda abım AHMET POLAT in eve getirdiği balgama ile
tanıştım.
Babamın onca hakaretine ve çingene misiniz siz ne bu çalgı çulgu nidaları
arasında atılan şamarlar gözümü yıldırmış sadece öğrenmeye çalışanları
izlemek durumunda kalmıştım ama saz sanki beni içten içe sarıyor ve bütün
cazibesiyle içine çekiyordu tüm benliğimi yavaş yavaş . Radyoda dinlediğim
ozanlar ve yurttan sesler korosu ise büyülü destanlar memleketinin bana
ulaşan öyküleri gibiydi ozanlar kahraman türküler ninni anlatılanlar ise
destandı bende dinlerken hayal aleminde o dünyada gezen yaşayan bir çocuk
misali idim.içimdeki ilham bedenimi rahatsız ediyor her elime kalemi
aldığımda sözden çok mani şiir dökülüyordu iç güdüsel olarak birde
dudaklarımdan dökülen melodi ile birleşince uçuyordum kurduğum dünyam
da.ancak hala aleni saz çalamıyor sadece izliyor ve kimsenin olmadığı
zamanlarda ise sazı elime alıp çalıyordum çok da ilerletmiştim ama bunu
kimseye söyleyemiyordum korkum dan.ilk okul bitti(1969) babam İstanbul
Pendik ten yer alınca ver elini İstanbul göç ettiğimiz yıllar abım iyi saz
çalmaya başlamıştı babama rağmen.
Orta okula yazıldıktan sonra babamın iş hayatının yoğunluğuyla da etkin
denetimi elinden bırakmıştı bende Pendik halk evininin folklor kurslarına
başlamıştım hem folklor oynuyor hem THM korosunda saz çalıyordum.bir çok
ünlünün uğradığı bu yerde ünlü sanatçılara sazla eşlik arkadaşlarda vardı
şanslıydım ben çok iyi bir gözlemci olarak kulağım ve gözüm onların ellerin
de nağmelerin de idi bu uzun yıllar sürdü çok saz taşıdım her bölgeyi
oynayacak kadarda folklor’ünü öğrendiğim gibi de oyun müziklerini de
örgenmiş balgama ile icra ediyordum.
1976 yılındaPendik lisesin den tuzla lisesine yollandıktan sonra okuma
keyfim kaçmıştı o yılki konservatuar imtihanlarına girerek şan bölümünü
kazanmıştım ve kayıt yaptırıp Nişantaşı devlet konservatuarına gitmeye
başlamıştım iyi ama şan bölümü batı müziği ve orada okuyanlarda hep sosyete
zengin çocuğu idi ayak uydurmak ne kelime tam bir köylü kültürü içinde
aralarında Anadolu'yu sanki tek başına temsil ediyordum bir ev parasına bir
piyano alıyor ve her okul çıkışı diskoteklere gidiyorlardı. Babam ise
okuldan memnun değildi ve bana para vermiyor ne olacaksın çingene misin
çalgıcı mısın diyerek de dışlıyor. kınanıyor ve küçümsüyordu .
Maddi yetersizlikler ve arkadaşlarıma mahcubiyetlerimin sayısı artmaya
başlayınca okuldan ayrıldım Babamın işleriyle meşgul olmaya başladım.ama
halk evindeki çalışmalarıma devam ediyordum.burada 8 defa yurt dışına çıkmış
milli folklor’cu olarak ülkemizi temsil etmiş birincilikler almıştık
Pendik’te ikamet eden istabul radyosu THM sanatçısı SONER ÖZBİLENDEN NOTA
SOLFEJ dersleri alarak bilgi birimimi yeterli seviyeye getirme gayretlerimi
de sürdürmekteydim.
Nerdeyse bütün yöresel türküleri, oyunları örgenmiş icra ediyordum.popüler
müzikten zevk alamıyor geleneksellikten radyo repertuarından da
vazgeçmiyordum bu arada yaktığım türküleri müzisyen arkadaşlarımla icra edip
kayıt yaptıktan sonra SONER ÖZBİLEN dinletiyordum nasıl diye soruyordum bir
nevi nabız yokluyor yaptığım müzik ve sözlerin sanatsal değerlerini
öğrenmeye çalışıyordum.
Bir gün ERZURUM'A yolum düşüp de aşıklar kahvesindeki atışmaları dinledikten
sonra . yaptığım çalışmaların ne olduğu anladım.tanıştığım AŞIK EROL ŞAHİNER.NURİ
ÇIRAGI.ile yerel kültüre doğru yönümü tamamen çevirdim ve bu uzun yolculuğa
çıkma kararımı ta o günlerde verdim köksüz hiçbir şey olamayacağını anlamış
ve mensubiyet duygusu ile türkülere bir başka sarılmıştım PİR SULTAN ABDAL ı
YUNUS ERMEYİ .DADAL OĞLUNU KÖR OĞLU nu kısacası Türk kültür oluşumundaki
mihenk taşı olan bütün ustaları dinliyor ve onları yaşadıklarını anlamaya
çalışıyordum.
1990 bir dinletide yaptığım eserleri beğenen kasetçinin teklifi
ile(memleketim)adlı albümümü çıkardım bu benim cesaretimi artırmış
çalışmalarıma hız vermiştim olaylar .yaşananlar karşısında duygulanır ve bir
şeyler karalıyor ve müzikle bunu kendi kendime okuyordum zamanla
etkilendiğim bu büyük zatlarla beslenen bu kabiliyetim folklor bilgimle de
birleşince ozan MAHMUT POLAT ın halkın gönlünde doğuşu oldu çünkü
etrafımdaki dinleyenlerim bana ozan mahlasını takmıştı bile.Karadeniz
sınırları içinde olan memleketim GÜMÜŞHANE ye olan tutkum ve katıldığım
yerel konser festivaller kurtuluş günlerinde anladım ki memleketimizin özgün
türküleri yok ve kimse buna el atmamış ve memleketimin insanları kendi
türküleri yerine diğer yöre türkülerini aşıklarını dinliyor sanki bizim
yerel kimliğimiz ve kültürümüz yok gibiydi yitik bir şehrin olmayan
yerelliğin ve kültürün çocukları gibiydik nerelisin ozan dediklerinde
göğsümü gere gere GÜMÜŞHANELİYİM dediğimde GÜMÜŞHANE'DEN sanatçımı çıkar
sözleri işle karşılaşıp üzülüyordum.takı KOCAELİ'NİN-KÖRFEZ ilçesindeki bir
konserde sahneye çıkan sanatçıların o devrin popüler türkülerini adaptasyon
ederek ( şu Fırat’ın suyu demek yerine_şu Kelkit in suyu diyerek adaptasyon
la uyduruk şeyler mırıldanıyorlardı bende körfez belediyesinin kültür
müdürlüğünü yapıyordum o dönemlerde davet ettiğim üst seviye bir memur ozan
ben Gümüşhane kültürünü tanımayacağımı sanıyordum gecenizde ama senin
söylediğin türküler hariç ben kendi yöremi yaşadım sizin bu kültür geceniz
de yörenizin dernek başkanlarına teşekkür ederim diyerek gülümsedi .
Bu beni dehşet üzmüştü o gün karar verdim memleket olurda türküsü ve kültürü
olmaz mı ve bu halk kendi kültürünü sevmez mi ilgi duymaz mı diye o günden
sonra bütün yaşlı deleri neneleri ve yerel düğünleri toplantıları dolandım
sadece benim doğduğum köyden 10 türkü derledim o günden bu zaman kadar
yaktığım türkülerin motifsel yapılarını geleneksel Gümüşhane kültür
özelliklerini taşımasına özen gösterip türkü,hikaye,ağıt,fıkra,oyun ve
yaşanmış öykülerini derleye başladım şimdi çok iyi bir arşiv e sahibim .
2000 yılında kültür bakanlığını mülakatlarını kazanarak bakanlığın yerel
sanatçısı unvan’ını da kazanmış oldum derlediğim türküleri kültür
bakanlığını halk kültürleri araştırma geliştirme müdürlüğünün türkü
repertuarına memleketim adına onlarca türkü kazandırdım.
Bizden sonra gelenler uyduruk türkü okumak zorunda kalmayacaklar bunu için
memleketime olan gönül borcumu ödediğime inanıyorum bu çalışmalarım hala
devam etmektedir şu an derlediğim türkülere de yer vererek 7. kasetimin alt
yapı çalışmalarını yapmaktayım kıt kanaat imkanlarım la /'ya bırak şu
GÜMÜŞHANE yi ekmeğine bak' diye bana tavsiyede bulunan kendi kültüründen
utanan saygı değer !!!! bazı hemşerilerime rağmen ben hala bu çalışmalarıma
devam ediyorum hiç maddi yardım görmeden manevide kösteklere rağmen yaktığım
CAN GÜMÜŞHANE türküsü milli marş gibi olmuş hem yöresel ağızlar da hem de
memleketlimin dilinden düşmemektedir radyolarda en çok istek alan türkü
haline gelmiş hatta bir hemşerim bana ozan şu (CAN GÜMÜŞHANE) türkün
sayesinde biz de Karadenizli olduk diyerek memnuniyetini bildirmiştir
yaptığım mücadelenin boşa gitmediğini bu şekilde anlıyorum Türkiye'yi
defalarca bağlama çalıp türkü söyleyerek dolandım gitmediğim şehir veya
kasaba kalmadı hayranlıkla dinlediğim ozan aşık ve ünlü popüler sanatçılarla
defalarca aynı sahneyi paylaşmak nasip oldu . Yurt dışın defalarca konser
verdim .
Çalışmalarım ömrüm oldukça türkü tadında sürecek bütün katıldığım
etkinliklerde her şeye rağmen yerel türküleri okumaya ve özgün bestelerini
söylemeye çığırmaya devam edeceğim kültürümüz kimliğimizidir bunu aklımdan
çıkarmadım ve kimliğimden de hiç utanmadım .
Saygılarımla
Sanatçımızın Çıkarmış Olduğu
Albümler
Özlettiler
Devlet Gelecek
Birliğimiz Doğdu Geliyor